adalet

her ödülün bir ödünü vardır.

hissetmek

kalanların gidenleri hissetmesi, işkence.

yara

yok olmayan, ama iyileşebilen bir şeyler var.

sonbahar

sonbahar da geçti ve sen yine gelmedin.

sevişmek

eskiden sevdiğimiz kişiyle sevişmeye çalışırdık; şimdiyse seviştiklerimizi sevmeye çalışıyoruz.

kaybetmek

hayatta tek korktuğum şey, önemsediğim bir kişiyi ya da bir şeyi sonsuza kadar kaybetmek.

mutluluk

o da beni seviyor.

bazen

bazen tam bir seksomanyak gibi hissettiğim doğrudur!

uğurmumcu

bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.*

bulut

bir buluta bağlasalar beni, süzülsem senin üstüne...

oyuncak

kimsenin oynamasına izin vermeye kıyamadığın halde, yine de senin elinde kırılan oyuncak bir bebek gibi "kaybetme korkusu"; atsan atılmıyor, yapıştırsan tutmuyor.

ben

ben de yok olabilirim; ama, özlemiş olmam yok olabilir mi?*

sen

sen yok olabilirsin; ama, seni sevmiş olmam yok olabilir mi?*

nefes

beni umursamıyorsun, öyleyse neden sensiz nefes alamıyorum?*

matine

kahrımızdan ölmeden önce, son bir kez sevişelim seninle.*

iki

hep aynı başlıyor bitiyor ve iki kişiden biri hep vazgeçiyor; yani biri hep daha çok seviyor.

sen

aşka inanmıyorum, ama bir "sen" var.

ait

bana ait olduğunun farkında olmayan bir insan tanıyorum.

başka

başka türlü bir şey benim istediğim.*

su

seni öpmek gibidir bardağından su içmek, sevgilim.

at

atları kaçmış bir at arabası yüreğim.

güzel

bir insan güzel değilse ona "güzel saçların, güzel gözlerin var" derler.

yalnız

senin için yalnız bıraktım kendimi.

nar

dürtme içimdeki narı, üzerimde beyaz gömlek var.*

aşk

benden geçti aşk.*

dünya

bana seni unutturacak bir yer yok bu dünyada...*

ölmek

kanayarak ölmek, tam da hakettiğin gibi...

keder

her acıttığın insanda kendi kaderini (kederini) çiziyorsun oysa ki...

yorgun

seni seveceğim elbet, ama şu an çok yorgunum.

kafatası

Bir insanın kafatasını kırmak için yaklaşık 230 kiloluk baskı gerekir; ama duygular daha hassas şeyler.

kalbim

bazen çok acıyor, sonra geçiyor.

teselli

hayatta en kötü durumlardan biri, teselliyi de yine seni üzende aramaktır.

kaybetmek

sevdiğinde kaybetmez insan, kaybedince sevdiğini anlar, o kadar.

yalnızlık

Hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şey yalnız kalması değil, kendisini yalnız hissetmesine neden olan insanlarla yaşamasıdır.*

tek

gülersen dünya da seninle birlikte güler, ağlarsan tek başınasın.

beklemek

insan birini haddinden fazla beklediğinde, "artık gelse de ağzına bir tane çaksam" diye düşünmeye başlıyor.

birisi

sırf birisi "iyi geceler" demedi diye iyi geçmeyen geceler vardır.

yıl

Bir yıl, 365 gün, 6saat ve bir sürü hayal kırıklığından oluşur.

yakışmak

seni hayatıma ve kalbime yakıştırdığım günlerin hesabını kim verecek?

fısıldamak

yüzün, saçların ve gözlerin sensin de, bana beni sevdiğini fısıldayan kim?

nar

nar gibisin; çarşıda bir tane evdeyse bin...

sen

senin yaktığın ateşi, aslında sen olmayan senlik söndürüyor.

sadece

artık iyiyim; sadece uyuyamıyorum.*

zayıflık

benim zayıflığım sana acı, senin zayıflığın bana güç verdi.

imkansız

seni görmem imkansız; yine de sana bağlı.

orospu

böyle bir kalp, ancak bir orospuyu sevebilirdi; şimdiki gibi...

billur v.2

Yok ettim salındığın billur aynaları.*

billur

billur tende edepsizce anılar...*

renk

sen sana biraz renk ver!

boşluk

öyle bir boşluk ki içimde bıraktığın, seninle bile dolmaz artık.

dantel

bu gece gökyüzü dantel gibi.*

saygı

sevmeme laf söyleyemem de, saygım kalmadı sanırım sana.

masum

herkes aşık olduğunda masum.

siz

siz sevmeyi bilmeyenler; sizin sevgi istemeye hakkınız yok!

bana

karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.*

sökmek

neden bana kızıyorsun; kalbini söküp alan ben değildim ki?! ~*

dinlemek

beni bir kere isteyerek dinledin, onda da ben yanlış şeyler söyledim.

arada

arada bir sev beni, arada bir mutlu et.

sevdalı

sen bize iyi bak Tanrı'm, sevdalı kullarına...*

amaç

mutluluğun araç mı amaç mı olması gerektiği konusu hep kafamı karıştırmıştır.

kuş

kelimeler ağırdır, kuş konuşabilseydi uçamazdı.*

cici

sensizliğin üstünden geçen onca ten, onca kırgınlık, onca sevgi, onca sevişten sonra beni, senin yanında olduğumdan daha mutlu eden tek şey bir çam ağacı süsü; ah ne hüzün...

belki

belki birgün güneş ikimiz için doğar.*

görmek

sen bana hep baktın, hiç görmedin.

bakmak

gözlerime bakacak yüzün olsaydı, sen yine arkana bakardın adam!

kalp

o kadar kusursuz ki kalbim, yine yakıştıramadın pis ellerine...

ölüm

nedendir hep sana dönüşüm?*

alenen

bir cümleyle alenen ateşlere düşmektir kıskançlık.

sevmek

sahi, bir insan bir başka insanı neden seviyordu veya neresinden seviyordu?

hiçkimse

Hiçkimseye bir şey anlatma; sonra anlattığın her şeyi özlüyorsun...

herkes

mutlu olduğumda herkes daha bir güzel geliyor bana.

cennet

sen benim kovulduğum cennetimsin.*

öpmek

giderken unuttuysan da döndüğünde öp beni.

eksik

sen benim eksik kalan yerimsin.

pul

sana arkadaş lazım, bana deniz gerek; pullarım kanıyor.*

çok

öyle çok yoksun ki...*

acı

acılar da yanılır.

ben

hani mause'u bir bağlantının üstüne getirdiğinizde işaret parmağı çıkan bir el olur ya, ben o işareti adının üstüne getirip sevdim seni bugün ve evet ben birini sevdiğimde çok naif severim, çok güzel severim...

mesafe

en uzak mesafe ne Afrika'dır, ne Çin, ne Hindistan,
ne seyyareler, ne de yıldızlar geceleri ışıldayan;
en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan...*

kir

içteki kiri gözyaşı temizler derler; bundandır hep ağlaman.

edip

ortada hep bir karanfil kalır.*

acı

Cihanda acı gibi çıplak olacaksın.*

masum

her ruh katili, uyurken masumdur; inadına...

hayat

koşulsuz gülümsedim bugün de hayata, iyi hiçbir şey olmamışsa da...

acı

sana büyük acılar vereceğim; çünkü büyük mutluluklar yaşamanı istiyorum...*

ten

bedenimi kaplayan bedenini soyuyorum, güneşte yanmış esmer teni soyar gibi.

yüzün

şimdi sen yüzünü düşürsen, kırçıllı tüyleri dökülür sokak kedisinin...

uzak

uzaklar hiç bu kadar yakından saldırmamıştı.*

naylon

sevemedim onları ben bi türlü...*

benzemek

o kadar benziyoruz ki, itiyoruz birbirimizi.

suret

özlediğin ve beklediğin o kişi/şey, bir başka surette senin olmaya hazır bulunacak; gönül gözünü aç!

boşuna

eğer susarsan, tüm o acıları ve sevinçleri boşuna yaşamış olursun.

arafta

kaldır kapağı bak, kimler can çekişiyor cennette.*

kırılgan

ben mahremimden bir cam çocuk yontmuştum sana.*

mevlana

sen, uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, tutmayacak bir ele uzattığın için kendine mi kızgınsın?*

tesadüfler

tesadüflerdir seni bana getiren ve beni benden götüren.

sanmak

gözyaşlarımızı bitti mi sandın?*

çoğalmak

"kaybederek çoğalırsın" dedi bir arkadaş.

kavram

sevgili olma kavramı, görüsüz olduğunda aslında ne kadar da boş.

uyku

Uyku, uyandığımda bana baktığını görmekten daha güzel değil.

rüzgar

iki ayrı örümceğin ağları gibiyiz, bir rüzgar kavuştururken bir rüzgar ayırıyor bizi.

çığ

sen bir çığlık attın, ben senden koptum.

tartılmak

elma ile armut gibiyiz biz; ikimiz de meyveyiz ama bir türlü beraber tartılamıyoruz.

an

yaşadığım her an, her yaşadığım an, gerçekti; yaşandı.

hıçkırmak

seni düşünmek, öpüşürken hıçkırmak gibi bir şey, sevimli.

neden

toplanmamış bir oda, benle hayat; sen, yağmur sonrası.*

nefes

nefesini içtim ben senin, soluğunu yuttum.

damar

ölsem damarlarında.*

ben

ne istiyorum lan ben?

çağırmak

yalvarırım çağır beni; çağır ki geleyim.

anlamak

beni anlamadan, benden yana olsan değeri yok, bana karşı da olsan.*

sevimsiz

ne kadar sevimsiz olduğumu göster bana.

durgun

durgun haller beni suça iter.*

sen

ne anladın, ne çözdün, ne de sevdin sen beni...

çözmek

çözdün mü sen buncacık zamanda beni?

yer

sen ve ben bir yerde olsak; hep bir yerde...

eksik

ne söylesem hep eksik ki...

ortaçgil

konuştum, konuştum, konuştum, konuştum; anladım ki bir şey anlatamamışım...

nefret

hayatta en nefret ettiğim cümle öbeği "umrumda değil".

çay

"çay suyu koy canım, yoldayım" diyen ve dedirten bir aşktı hayalimdeki...

doymak

inanmak, dayanmak, durmak, doymak, kurmamak istiyorum; mümkün müdür?

aşk

sana inanmıyorum ama inanmak için çıldırıyorum, ah lanet olasıca aşk...

mutlu

bir yalana inanarak mutlu olabilirdim.

inanmak

bazen inanmaya ihtiyacımız olur; sadece inanmak gerçek olmasından daha huzurludur.

hayat

hayat beni sana zorluyor.

dip

dibine kadar ooooooooooouuuuuwww!!!!!!!

unutulmamak

hatırlanmak değil unutulmamaktı istediğim.

yağmur

sen yağmur yağıyor diye sevinir, yüzünü göğe çevirirsin; bilmezsin, ben öperim yüzünü ve öpüşümdür gülümseten seni.

belki

belki en en başa dönebiliriz.

kalp

bugün otobüse bindiğimde beni yolcu eden arkadaşlarıma otobüsün içinden elimle kalp işareti yaparken bana, beni aşağılayan bakışlar atan kadının hiç dostu olmadığına kanaat getirdim.

parmak

beş parmağın beşinin bir olması değil; 5 parmak içinde olabilmek mesele...

tutku

en güzel şarkılar kimi için aşkı, kimi için tutkuyu ifade edebilir; adamına göre.

çorap

koyu renklilerle yıkanmış, -aslında- sarı bir çorap tam da şu an beni gülümseten.

bira

2-3 gülümseme, bir kaç bira, biraz edepsiz kelime güçlendirir ruhumu...

dudak

Ankara soğuğudur bu kez dudaklarımı çatlatan.

eksik

benim olduğunda bile, benim istediğim gibi bana geldiğinde bile, sana asla veremeyeceğim eksikliklerinin olması beni bir çok gece uykumdan ediyor.

hedef

kendini uyanık zanneden aptallar; asıl hedefim sizsiniz.

şaşkınlık

gerçekten bu kadar aptal olduğumu düşünmene inanamıyorum.

çelişki

bazen bilmemek mutluluğun formülü; bazense bilmek.

fazla

bir insan kendinin en fazla ne kadarı olabilir?

biz(?)

ayır bizi boğaziçi.

boğaziçi

boğaziçi ayırabilirdi bizi ancak; o ayırdı.

meyve

aslında kararsızlık ve belirsizlik, mantık-duygu çatışmasının meyvesidir.

işkence

hassasiyet en ağır işkence.

sonuç

tüm bu kararsızlık ile ilgili atıp tutmalarımı alt eden cümlem: "hayat kararlardan ibarettir."

kişilik

kişiliğin sızıntı yaptığı yerde başlıyor kararsızlık...

fark

kararsız kalındığında en çok kullanılan kelime "farketmez"; ama bu sefer çok fark eder.

belirsizlik, beynimde bir örümcek ağı...

kararsızlık

kararsızlık anında kişiyi yöneten iç güçlerdir, karışıklığı yaratansa dış güçlerdir.

gitme

bir yere gitmem gerekiyordu ve sen aradın, 'gitme' demedin; deseydin gitmezdim.

neden

her şeyden aynı anda sıkılmamın temel nedeni, kendimden sıkılmam; biliyorum.

rakam

bir çarpışma ve 4 rakam; seni bana getirdi şu anda.

göz

senin bakışlarını görene kadar insanların "gözlerinden etkilendim" demesine anlam veremezdim.

beklemek

en çok beklediğim şey geldiğinde bile, benim istediğim gibi gelmeyecek; biliyorum.

hayat

yaşamak için beklediğin hayat, sen beklerken geçenle aynı şey.

bakış

bana ilk bakışını unutsam her şeyi unutabilirim.

uzak

bir kare, bir profildir seni uzağıma düşüren yine yine yeniden...

sen

sen sana neler yapmışsın böyle...

hare

sen benim kara ömrüme vuran, suyumu harelendiren sevincimdin.*

korku

henüz bana gelmeden, gittin diye korktum bugün.

anlam

kendimi cümle içinde kullanıyorum; anlamım değişiyor.

uyku

adamların adamı uykuda mısın?

beyoğlu

sabaha karşı 4 ile 6 arası, makyajı akmış bir orospudur beyoğlu.

eşit

bazı insanlar daha eşittir; şaşırma.

kambur

sırtımdaki kambura aşığım; ama artık dik durmak istiyorum.

yıldız

ben bütün yıldızları yerlerinde sevdim, onlarsa hep bana kaydılar!

sorumluluk

"Peki o ne yaptı?" deme; herkes kendinden sorumludur aşkta.

savaş

...çünkü her aşk bir savaştır.

gazi

her aşk ve aşık, kendine bir gazi yaratır.

zedelemek

beni o kadar zedeledin ki, inşallah ölürsün.

deniz

her şeye şahit olan o deniz, paklar mı seni be adam?!

hatıra

zaman zaman gözümü kapadığımda suratını kırdığımı görüyorum; ne hoş hatıra.

hata

yeni hata yok, çünkü ruhumu dinliyorum.

değişmek

değişmemiz mi gerekiyor?

kilise

kendi kilisemde huzurdayım bu sefer.

zafer

zaferini kutla, kustum seni.

nişancı

yetiştirdiğim en iyi nişancı beni vurdu sanıyordum; kendini vurmuş.

rüya

rüyamda beni artık sevmediğini gördüm, kalbim yere düştü ve sen tutmadın.

çorap

özlemek, bir çift yeşil çorap.

hayat

senin de beni sevdiğine inanıyor olmak, hayatın güzel tek yanı.

başkası

bu acı gerçeği, "bardağı uzatır mısın" der gibi söylemiştin.

sanmak

bazen insan en sevdiklerini, iyilik yaptığını sanarak kırıyor.

kırık

özlemek, 3 ayağı kırık bir kirpi.

kedi

özlemek, annesine sokulup uyuyan bir yavru tekir kedi.

bulut

özlemek, dantel gibi işlenen bulut parçaları.

böcek

özlemek, parmak ucumdan geçen bir böcek.

mutlu

beni mutlu etmiyordun da, hayatımda olman sevindiriyordu beni.

yalnız

yalnız mı kaldın sen, işte öyle sikerler adamı.

adalet

neredeyse adaletin varlığına inanacağım.

meal

çok pis meale ihtiyaç var, boynuz kulağı geçecek.

şüphesiz

tüm göt oluşlarınıza rağmen yanınızda olduk, gülümsedik, paylaştık; şüphesiz iyi olan bizleriz.

bok

1 yılın sonunda kıskanmadığınız bir bokumuz kalmıştı, onu da yaptınız; tebrikler.

kaybetmek

sen kaybetmeye mahkumsun; bense sensiz kalmaya.

mide

kalbimin sana ait köşesi kırıldı ve mideme düştü; ben de onu kustum.

park

o parkta sen de olmalıydın.

neden

neden kimse beni anlamıyor gibi geliyor?

haykırmak

adını haykırdım yine aynı sokaklara dün gece.

ödemek

seni sevmeyi ağır ödüyorum.

boşver

göz göre göre nasıl bir insanın acı çekişi "boşver" kelimesiyle artırılabilir?

acı

acı çeken bir insana karşı nasıl bu kadar duyarsız olunabilir?